KÖY Zekeriyaköy'de Bir Gün


Geçtiğimiz Cumartesi, Anneler Günü öncesi Zekeriyaköy KÖY'de kahvaltıyla başlayan ve gün ortasına kadar keyifle devam eden bir etkinliğe davetliydik. Bir etkinlikte bizim anne baba olarak keyif almamız büyük ölçüde Nil'in eğlenmesiyle doğru orantılı olduğu için oradan çok mutlu ayrıldığımızı söyleyebilirim. Mutlu ayrılma kısmına nasıl geldiğimizi ise detaylı bir şekilde aşağıda okuyabilirsiniz.



İlk olarak konsepte uygun bir şekilde doğal ürünlerle kahvaltımızı yaptıktan sonra Nil hemen çocuklar için harika detaylarla hazırlanmış çocuk atölyesine gitmek istedi. Önce ahşap kuş kafeslerini istedikleri renklerle boyadılar, daha sonra da üzerilerine istedikleri etiketleri yapıştırdılar. 


Bu etkinlik bir hayli zaman aldı ve Nil kendisiyle ilgilenen ablalarla atölyede zaman geçirirken biz de keyifle kahvelerimizi içtik. Aslında bu tip atölye çalışmalarını hem el göz koordinasyonu, hem de yaratıcılık gerektirdiği için biz ailecek çok seviyoruz. Hatta bazen bu tip atölye çalışmaları için çeşitli mekanlara gittiğimiz de oluyor. Hem çocuklar eğleniyor, hem de biz ebeveynler çocuklarımızın bir şeyler öğrenip kendilerine yeni gelişim alanları kattıkları için mutlu oluyoruz. Bu nedenle doğada koşup oynamanın yanı sıra bu tip bir atölye çalışmasının da olması günü hepimiz için daha da keyifli hale getirdi.


Kuş kafesi bittikten sonra T-Shirt boyamaya geçtiler. Yine boyanmaya hazır bir T-Shirt'ü kendi istedikleri gibi boyadılar.


Biz Nil'i bazen yanına giderek, bazense üst kattan el sallayarak takip ettik. O da bizim orada olduğumuzu bildiği için kontrol etmeye bile gelmedi:) Çocuk atölyelerinin aileden uzak bir yerde yapılmasını hiç bir zaman anlamam ve gereksiz bulurum. Bu atölyede ise hem bize son derece yakınlardı, hem de ayrı bir bölümde yer alarak rahatça hareket edebildiler.


Atölye çalışmaları biter bitmez çocuklar yavaş yavaş kendilerini onlar için hazırlanmış oyun alanına attılar. Aslında sadece çimler üzerinde koşturmaları bile yetti ama bir de oyun aletleri olunca daha da bir eğlendiler. Bazen hazır parkurlardansa çocukların tamamen yaratıcılığına bırakılmış oyun aletlerini ben daha anlamlı ve faydalı buluyorum. Örneğin, altı kumla dolu (sert zemine düşmemeleri için) yuvarlak tırmanma parkuru Nil’in de bizim de çok hoşumuza gitti çünkü her çocuk kendi yaratıcılığını sergiledi ve nasıl oynamak istiyorsa öyle oynadı. Kimi sallandı, kimi tırmandı, kimi içinden dışına tırmandı… Bir yere oturup ekrana bakmaları ile vücutlarını da oyuna dahil edip bedensel faaliyetlerde bulunmaları arasında öyle büyük farklar var ki! Gözlerindeki mutluluk anlaşılmayacak gibi değil. Biz normal zamanlarda da parka götürüp enerjisini atmasını sağlamaya çalışıyoruz zaten ve bunun mutlaka yapılması gerektiğini düşünüyorum.


Böyle keyifli bir günün olmazsa olmazı elbette dondurmaydı ve o da şakacı dondurmacı amca ile birlikte unutulmamıştı. Nil dondurma elinden kaçtıkça kahkaha krizlerine girdi ve yakalayana kadar epey çaba sarf etti ve sonunda yakalamayı başardı. 


Bitmeyen aktivitelerin üstüne sırayla tek tek tüm çocuklar dahil oldular ve animatörle beraber dans ettiler, oyunlar oynadılar, hopladılar, zıpladılar... Kısacası doğa içinde özgürce hareket ettiler. 


Günün sürprizlerinden biri ise Mustafa Sandal'dı. Bazen arabada "Ben Olsaydım" şarkısını duyunca  keyifle dinlediği Mustafa Sandal'ı Nil pek tanımıyordu ama o şarkıyı söyleyenin kendisi olduğunu söylediğimde poz vermeyi kabul etti. Yoksa eminim bu kadar kolay yanında durmazdı:)



Aktiviteler devam ederken yorulunca çimlere uzandık ve diğer aktiviteleri izledik ki bu bile çok keyifliydi. Şehir hayatında maalesef yeşilden çok griyi görmeye alışkın olduğumuz için çimenlerin üzerinde özgürce uzanmak bile terapi gibi geliyor insana.




Ve son olarak hızlanarak devam eden müzik ile dans etme aktivitesinde yer aldık. Bu aktivitede çocuklar anneleri ya da babalarıyla dans edecekti. Bu eğlence kaçmaz diyerek kendimizi ortaya attık iyi ki de atmışız çünkü çocuklar kadar biz anne babalar da eğlendik. 


Aktivite sonrası ödül ise çocukların dondurmadan sonra en sevdiği şeylerden biri olan balondu. Bir de istedikleri şeklin yapılacağını öğrenince havalara uçtular. 


Tabii ki bizim minik kelebek olmak istedi. Hem de pembe:)


Anneler günü öncesi KÖY Zekeriyaköy'de doğa ile iç içe, İstanbul'un karmaşasından uzak, temiz hava alıp bolca eğlendiğimiz bir gün oldu. Eğer KÖY Zekeriyaköy hakkında siz de daha detaylı bilgi almak isterseniz aşağıdaki link ve sosyal medya hesaplarından kendilerine ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder