İkinci Hamilelik Nasıl Geçiyor


Bu yazıyı hamileliğimin 23. haftasında hastanede üç tüp kan alımı üstüne şeker yüklemesi yapıldıktan sonra lobide beklerken yazıyorum. Tam üç saat hastane sınırlarına çıkmamam gerekince "Madem bu kadar boş zamanım var; ben de yazmak için biriken yazılarımdan birine el atayım." diye düşünerek bilgisayarımı yanıma aldım ve çok da zaman geçmeden (hamileliğin yarısını geçtim - daha ne kadar gecikmeyeceksem :) ) 'İkinci hamilelik nasıl bir şey?', 'Neler değişti?' yazımla bu araya bir son vermek istedim. 


Sanırım benim kaderimde hiç bir zaman yatarak, dinlenerek geçirilen bir hamilelik olmayacakmış ki her ikisi de inanılmaz yoğun ve bir o kadar da yıpratıcı süreçlerden geçerek ilerledi. Daha önceki yazılarımdan takip edenler bilirler: İlk hamileliğim tez yazarak son derece sıkıntılı geçmişti. Temmuz gibi jüri karşısına geçip tamamladıktan sadece bir buçuk ay sonra ise Nil doğmuştu, yani sadece o bir buçuk aylık süreçte rahat bir dönem geçirmiştim. O da zaten bebek hazırlıkları ile geçmişti. Bu hamileliğimde ise kendi üniversitemde çalışırken part time özel üniversitede ders verme teklifini kabul ettikten üç hafta sonra öğrendiğim hamileliğimle kendimi büyük bir koşuşturmaca ve yorgunlukla geçen günler içinde buldum. 6. hafta ile 20. hafta arasında geçen 14 hafta (tam 3.5 ay) benim için kabus gibiydi. İnanılmaz mide bulantılarım vardı ve sorumluluklarımı yerine getirmek zorundaydım. Ben mizaç olarak çabuk pes etmeyi ve insanları hayatının akışına göre yönlendirmeyi sevmeyen biriyim. Böyle insanlardan da hiç hoşlanmam. Evde eşiyle yaşadığı problem yüzünden tüm gün çalışma arkadaşlarına surat yapan insanlar kadar eleştirdiğim ve yanlış bulduğum bir şey daha yok. Kimse kimsenin özel hayatında yaşadıkları yüzünden birbirini çekmek zorunda değil. Ben de hamilelikle ilgili yaşadığım sıkıntıları bu dönemde olabildiği kadar kimseye yansıtmamaya çalıştım ve derslerimi elimden geldiği kadar düzenli götürmeye gayret ettim. Doktorumun sana iki haftalık rapor yazacağım dediği son noktada bile istemedim ve alnımın akıyla çok şükür ki bu süreci tamamladım. Fakat çok yıpratıcıydı ve kimseye yansıtmadım derken Mert'i kastetmedim. Tüm sıkıntılarımı çekti, mide bulantılarım yüzünden giremediğim mutfakta yemek de yaptı. Tüm hayıflanmalarımı da dinledi. Sevgili eşime teşekkürüm ayrı ama iyi günde kötü günde dedikleri bu olsa gerek. İyi ki vardı ki onun sayesinde bir nebze daha kolaylaştı hayatım. 


Aynı anneden farklı çocuklar nasıl oluyorsa her hamilelik de birbirinden farklı ilerlermiş. Nil'de de mide bulantılarım olmuştu ama bu bambaşka geçti ve sabah öğle akşam sırf bulantılarımı bastırsın diye kuru tost yedim. Bu da bana bir hayli kilo aldırdı aslında. 23. haftamda 10. kilomu almış bulunmaktayım. Nil'de toplam 20 kilo ile hamileliğimi bitirmiştim ve bu kiloları aşırı tatlı yememe bağlamıştım. Bu hamileliğimde ise neredeyse hiç tatlı yemiyorum (canım hiç istemiyor) ama o tostlar bir şekilde kilo olarak bende kaldı. Bakalım bu hamilelik kaç kilo ile bitecek? 


Hamilelik kilolarını dert ediyor musun diye sorarsanız ilkinde çok endişeli olduğumu ama bu hamileliğimde hiç umursamadığımı söyleyebilirim. İlkinde endişeliydim çünkü verememe olasılığım vardı ve bu ilk tecrübemdi. Fakat gördüm ki doğru beslenmeyi öğrenince bu kilolar kalıcı değil ve hızla vücudunuzu terk ediyor. Tabii bu süreçte oturup tatlılar, hamur işleri yerseniz bu pek de mümkün olmaz. Doğru beslenmeyi de Nil 6 aylıkken gittiğim diyetisyenim ile öğrendim. Artık ne yiyip ne yememem gerektiğini çok iyi biliyorum ve şu an yaptığım tek şey 'çok yedim karnım çıktı' derdi olmadan dilediğim gibi yiyip içmek:) Bir daha bu fırsatı yakalayamayacağım neticede:) 


Ve gelelim Nil'e... O bu süreci çok mutlu geçiriyor çünkü bir ara sürekli "Anne benim de kardeşim olsun; evde oyun oynayalım; ben onu çok severim" gibi cümlelerle okuldan geliyordu ve hayalleri gerçek oldu. Kardeşinin cinsiyetini öğrenmeden önce ise erkek olma olasılığını sürekli reddediyor, "Erkek olursa geri göndeririz!" gibi tuhaf ve komik cümleler sarf ediyordu. Biz "Olur mu? O senin kardeşin, onu da çok seversin" diyerek tüm dil dökmelerimize rağmen bu olasılığı reddediyor; "Hayır, benim kız kardeşim olacak." deyip duruyordu. O kadar çok söyledi ki bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş misali cinsiyetini öğrendiğimizde onun için bir ayrı sevindik. Bebeğin cinsiyeti tabii ki bizim için de önemli değildi. Önemli olan sağlıklı olmasıydı ama içimizde bir yerlerde biz de hep kız olsun istiyorduk ki bunu en yakınlarımız iyi biliyorlardı. Hep iki kız olurlarsa birbirleri ile hayat boyu arkadaş, birbirlerine yoldaş olurlar diye içimizden geçirdik yalan yok. Umarım birbirilerini çok severler ve her daim birbirlerine destek olurlar. Peki Nil'deki bu sevinçli ve heyecanlı süreç kardeşi doğduktan sonra da devam edecek mi derseniz o konuda ne desem yalan olur çünkü bu konuda herhangi bir tecrübem yok. Fakat ben yine de gönlümü ferah tutup pozitif bakmayı tercih ediyorum ve bu sürecin doğrudan bizimle alakalı olduğuna inanıyorum. Umarım bu sınavları da en güzel şekilde atlatırız...

4 yorum:

  1. Canım benim herzaman ki gibi akıcı ve ne düşündüğünü içimde hissettiren bir yazını okudum.Sağlıkla gelsin 2.prensesiniz.Eminim Nil 'de çok güzel karsilayacak ve neseniz katlanacak...
    Çok öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. Sosyal medya çıktı, blog yazıları arka planda kaldı ama yine de eski blog yazarlarından kaç kişi kaldık diyorum:) Ben de seni ve oğluşunu çok öpüyorum.

      Sil
  2. Kıyamam, tez yazmak başlı başına bir dert zaten, bir de hamileyken tez yazmayı düşünemiyorum :O Biz çok istememe rağmen tezimi tamamlamamı beklemiştik eşimle hamilelik için, tezimi verdim, ertesi ay hamileydim :)) Yine de hamileliğinizin son dönemleri yaz dönemine denk gelmiş bu defa, iyi olmuştur ^^ Ben de 30. haftamdayım ^^ İlk trimesterdan sonra hiç çalışmadım neredeyse ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin için de çok sevindim. Hamileyken çalışmak zor oluyor. Özellikle de son aylar

      Sil