İkinci Doğum Hikayem


Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum çünkü anlatılacak hem çok fazla, hem de çok az şey var ama kısaca özetlemek gerekirse uzun bekleyişli, aynı zamanda çok kısa zamanda gerçekleşen bir doğum oldu. 


İkinci hamileliğimin nasıl geçiyor olduğunu şu yazımda 19 haftalıkken yazmıştım. Fakat son haftalar benim için hiç geçmek bilmedi. Neden bilmiyorum (sanırım karnım çok aşağıya inmişti ve taşımakta zorlanmaya başlamıştım) ama Doğa'nın hep "due date" dediğimiz beklenen tarihten 1-2 hafta erken geleceğine inanmıştım. Bırakın erken gelmeyi 40 + 3 yani beklenen tarihten tam 3 gün sonra dünyaya geldi. Özellikle son hafta yaşadığım stres git gide arttı ve moralim yerlerdeydi çünkü ilki gibi normal doğum yapmak istiyordum ama Doğa kilo olarak önde gidiyordu ve belli bir kilo sonrası normal doğum çok zordu. Üstelik habire dönüyor, doğum pozisyonunu bir hafta alıyor (hah oldu artık gelmeye hazır diyoruz) öbür hafta bir bakmışız kafası yukarı çıkmış dönmezse ne yapacağız mecbur sezaryen diyoruz. Tabii ki ilk düşündüğümüz ikimizin de sağlıklı bir şekilde bu süreci sonlandırmamızdı ama bir kadın olarak aynı doğum şeklini ikinci defa (hatta daha rahat bir şekilde) gerçekleştirme isteğim de gayet normaldi. İlki sezaryen olsaydı bunları hiç düşünmeyecektim ama bu durumda tek yapabildiğim dua edip bol bol Doğa'yla konuşmak oldu. 

Ben böyle gelgitler içinde son haftayı geçirirken son doktor kontrolüm 13 Ekim Perşembe - due date'ten bir gün önceydi. Ultrasonda Doğa'nın normal doğum pozisyonunu aldığını görüp çok sevindik ve bir sonraki kontrol için (şayet hafta sonu doğmazsa) 17 Ekim Pazartesi için gün aldık. Pazartesiden sonra da hala gelmezse suni sancı ile doğum planı yaptık. O Cuma ve hafta sonu bekleyişte benim için saatler geçmek bilmedi. Her kasılmayı acaba sancı mı diye karşılayıp "Hadi gel artık Doğacık" diye diye üç günü bitirdim. 


Sanırım kendi gelmeyecek ve mecbur suni sancı alacağım diye düşünüp yatağa yattığım Pazar gecesi sabahı 17 Ekim Pazartesi 06.00 gibi uyandım. Duş almaya hazırlanıyordum ki 6.30 gibi bir anda suyum geldi. Nasıl sevindiğimi anlatamam. Doktorumu aradım; hemen doğumhaneye gelin demesiyle toparlandık. Zaten 1-2 haftadır her ince ayrıntısına kadar hazır olan hastane çantamı yanımıza aldıktan sonra annem ve Nil'i evde bırakıp Mert'le hastane yoluna düştük. Başta hiç sancım yoktu ama arabada her üç dakikada bir şiddeti giderek artan sancılar da gelmeye başlayınca anladım ki doğum yakın ama ilk doğumumu 6 saatte yaptığım için bunun da minimum öğle saatlerinde gerçekleşeceğini düşünüyordum. Öğle saatlerini bırakın 1-2 saat bile sürmedi:)



Beni hastaneye varır varmaz doğum katına aldılar. Orada tek istediğim bir an önce epidural alıp en azından sancılar artmadan minimum ağrı ile doğuma girmekti ki bu konuda doktorumla defalarca konuşmuştuk. İlk doğumumdaki epidural faciasından sonra (yapılmıştı ama bende tutmadı) bunda kesinlikle iyi bir uzman istediğimi bilen doktorumla katateri takacak doktoru bile belirlemiştik. Fakat kendisi geldiğinde "Mümkün değil yapamam. Daha katateri takarken doğum gerçekleşebilir" demesiyle beni hemen doğumhaneye aldılar. Bu sırada sancılar öyle şiddetlendi ki ben "Ne kadar az zaman kalırsa kalsın epidural takın" diye bağırırken doktorumun "Bunun için zaman yok. Bebek gelmek üzere" demesiyle Doğa doğdu. Tek hatırladığım sancıların şiddetiyle "Epidural istiyorum!" diye bağırdığım anlar ve Mert'in çaresizlik içinde beni sakinleştirme çabaları.



O kısa ama hareketli dakikaların sonunda ise nihayet Doğa kucağımdaydı ve biz yine dünyanın en güzel duygusunu yaşarken bulduk kendimizi. Doğar doğmaz hemen sağlıklı mı diye Doğa'nın bütün vücudunu baştan aşağı taradığımı hatırlıyorum. Binlerce şükür ki gayet sağlıklı görünüyordu. Sonrası malum... Hastane odasına çıkış, ilk emzirme, kontroller vs. Zaten ertesi gün ayağa kalkıp normal hayatıma devam edebilir seviyeye gelmiştim bile. Evet normal doğum yorucu, yıpratıcı ve kolay değil ama bir şekilde bitiyor ve hayatınıza kaldığınız yerden hemen devam edebiliyorsunuz. Bir nekahet - yatma süreci yok. Bu yüzden epidurali her iki seferde de çok istemiş ama ikisinde de yaptıramamış olmama rağmen normal doğum için her zaman "iyi ki" diyebiliyorum. Fakat bunu kendi bedenim için söyleyebiliyorum çünkü bunun çocukla ya da annelikle alakalı olduğuna inanmıyorum. Doğum şekli tamamen annenin kendi bedeniyle ilgili karar verdiği bir konu ve benim için dışarıdan müdahaleye son derece kapalı. Bu yüzden günümüzde hiç bitmeyen sezaryen - normal doğum tartışmaları da bana göre çok anlamsız. Herkesin anneliği de doğumu da kendine. 



Sonuç olarak ben doğum defterini burada kapatıyorum:) İki çocuğumuza da Allah sağlık versin. Gerçekten yürekten çocuk isteyen herkes de dilerim evlat sahibi olsun. 


İlk doğum hikayemi okumayanlar varsa o da BURADA

6 yorum:

  1. Tekrardan hosgelmis minik prenses...

    YanıtlaSil
  2. allah analı babalı buyutusun masallah

    YanıtlaSil
  3. Kızımın adı nil , oğlumun adı doğa, ne güzel tesadüf❤️... doğanız da sağlıkla büyüsün.... sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, güzel bir tesadüf olmuş.

      Sil